06 Eylül 2009 Pazar /

Umut Verici Bir Çalışma; ZTBB


Bir süre önce Ankara'nın Güneşköyü'nden bahsetmiştim.Şimdi sırada İstanbul'un Zeytinburnu var.
Mutfakta Zen'de gördüm duyuruyu;"Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi'nde 9 Eylül'de Doğal Kozmetik Atölyesi varmış." diyor Tijen.Linki takip ettiğinizde karşınıza cilt bakımı ile yapılacak çalışmaya başvuru linki çıkıyor.Link BURADA

Ben de Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi hakkında yazılanları alayım buraya:
"Türkiye’nin tek tıbbi bitkiler bahçesidir. 14 dönümlük alanda kurulmuş, 2005 yılında açılmıştır. Zeytinburnu Belediyesi ile Merkezefendi Geleneksel Tıp Derneğinin yürüttükleri proje şu hedefleri gözetmektedir:
• Tıbbi bitkileri araştırmak, üretmek, tanıtmak
• Bitki çeşitliliğinin korunup geliştirilmesine katkıda bulunmak
• Eğitim programları için çalışma alanı ve materyal sağlamak
• Tıbbi bitkilerin etkin ve güvenli kullanımlarını teşvik etmek
• Tıbbi floradan faydalanma konusundaki çalışmalara zemin oluşturmak

Ekili ve etiketli tıbbi bitki sayısının 600’ü aştığı Bahçemizde, bitki atıkları doğal gübre olarak değerlendirilmekte, sentetik gübre ve ilaçlardan kaçınılmaktadır. Su israfının önüne geçmek için damlama ve yağmurlama yöntemleri kullanılmaktadır."

Daha fazla ayrıntı için link BURADA

Siteyi incelediğinizde,karşınıza çok hoş çalışmalar çıkacak.Etkinliklere katılabilir,hatta isterseniz gönüllü bahçıvanlık bile yapabilirsiniz

Yorum (0) / Oku>>>

04 Eylül 2009 Cuma /

Efsane Gemi Rainbow Warrior'a Davetlisiniz


Efsane gemi Rainbow Warrior, üç aylık Akdeniz turunun Türkiye ayağına başlamak için İstanbul'a geliyor. "Akdeniz'i Koruyalım" kampanyası kapsamında yola çıkan gemi toplam üç hafta boyunca Türk karasularında seyredecek.


Gemiye siz de davetlisiniz!


Rainbow Warrior İstanbul ve İzmir’de herkesin ziyaretine açık olacak. Ailenizi ve arkadaşlarınızı alın ve bir gününüzü dünyanın en ünlü gemülerinden birinde geçirin.

İstanbul: 8 Eylül 2009 Beşiktaş IDO İskelesi, 11:00 - 18:00(Bahçeşehir Üniversitesi karşısı)

İzmir: 13 Eylül 2009 Pasaport Limanı11:00 - 18:00

Yorum (0) / Oku>>>

09 Ağustos 2009 Pazar /

Temizlik Malzemesini Evde Yapalım,Dünyamız Temiz Kalsın


Sevgili Ayşegül, önceki yazıma (Temizlik Maddeleri Lösemiyi Tetikliyor) yaptığı yorumda "daha doğal malzemelerden kendi temizlik ürünlerini üretiyorlarmış ama daha doğru dürüst bir tarife rastlayamadım" diyor.
Ben kendi adıma yıllardır arap sabunu kullanıyorum (Chat'in deterjanlara alerjisi vardı ve deneme yanılma yöntemiyle bildiğimiz sıradan arap sabununda karar kılmıştım).Bunun dışında elma sirkesi ve çamaşır sodasını da kullanıyorum.
Evde yapılabilecek zehir içermeyen maddelerle üretilen temizlik malzemeleriyle ilgili olarak en ayrıntılı ve açıklayıcı bilgi, Buğday dergisinde yayınlanmıştır.Yazının tamamını buraya alıyorum.Yazının orjinal linki ise BURADA.

Zehirli Maddeler Kullanmadan Evde Temizlik

Artık hiçbirimiz anneannelerimiz gibi evi süpürmüyor, çamaşırı küllü sularla yıkayıp güneşte kurutmuyor, yerleri arap sabunuyla fırçalamıyoruz. Buna vaktimiz yok. Temizlik için "hoş kokulu", "beyazdan daha beyaz yapan", "iz bırakmadan pırıl pırıl yıkayan", "mikroplardan arındıran" yardımcılarımız var. Ancak evimizi, eşyalarımızı, giysilerimizi ve yediğimiz yemeğin artıklarını temizlerken (!) bedenimizi, suyu, toprağı, havayı, doğal ortamları nasıl kirlettiğimizin farkına varmıyoruz.
Oysa çevreyi ve insan sağlığını tehdit eden temizlik maddeleri yerine ev temizliği konusunda çevreye karşı sorumlu pek çok seçenek bulunuyor. Buğday Dergisi olarak derlediğimiz doğal temizlik maddelerinin çoğu modern, sentetik karışımların, doğal döngüye saygı ön planda tutularak hazırlanmış versiyonları. Ayrıca bu tarifler işinizi istediğiniz şekilde göreceği gibi, size tasarruf yapma olanağı da sağlıyor.
İtiraf edelim ki çoğumuz, ev temizlemek, ovmak ve yıkamaktansa başka bir iş yapmayı tercih ediyoruz! Acaba, vaktimiz olmadığı için mi bulaşıkları elde yıkamıyor, işi makinalara bırakıyoruz, yoksa makinalar, gerekli kimyasallar, elektrik ihtiyacı ve benzer tercihlerimiz yüzünden mi her şeyin daha doğal olanına vaktimiz yok?
Üreticiler, önemli bir çoğunluğu evlerinin "tertemiz", "dezenfekte edilmiş", "mikropsuz" olması gerektiğine inandırmak konusunda son derece başarılı olmuşlar ve bunu yapabilmek için gereken ürünleri satmayı sürdürüyorlar: Tuvalet ve fırını temizlemek için asit, banyoyu dezenfekte etmek için fenol, mobilyaları cilalamak için damıtılmış petrol ürünleri, çamaşırlarımızı beyazlatmak için klor ve yalnızca evlerimizi temiz tutmak için çeşit çeşit diğer zehirli kimyasal maddeler...
Günlük yaşamda kullandığımız ürünler 55 bin’in üzerinde kimyasal çeşidi içeriyor ve her yıl bunlara binin üzerinde yenisi ekleniyor. Birçoğu ise yeterince test edilmeden ve belirli bir mevzuata tabi olmadan piyasaya sürülüyor.
Bu ürünlerin büyük kısmı doğrudan kanalizasyona akıp sonunda da su sistemlerimize karışıyor. Sözünü ettiğimiz kimyasallar, sonunda "fazla yüklenme" olasılığı yaratarak vücudumuzda depolanıyor ve zehirli olma düzeyine ulaştığında çeşitli hastalıklara yol açıyor. (Kronik yorgunluk sendromu, alerjiler, karaciğer sorunları, lenf kanseri gibi.)
Evsel temizlik malzemeleri sadece toprağı ve su kaynaklarını değil, teneffüs ettiğimiz havayı da tehdit ediyor. Sprey boyalar, fırın temizleyiciler, dezenfektanlar, mobilya parlatıcıları ve diğer tüm sprey ürünler, birkaç gün sonra soluyacağımız havanın bir parçası oluyor.
Sadece kentlerde yaşayanların değil, kırsal kesimde yaşayanların da atık su sistemlerine neler gönderdiklerine dikkat etmeleri gerekiyor. Foseptik sistemler atık su sorununu çözmüyor; boyalar, çözücü, inceltici, ağartıcı kimyasallar, aseton, tuvalet temizleyiciler ve lavabo açıcılar ile diğerlerinde bulunan belirli kimyasal maddeler organik maddeleri parçalayan organizmaları zehirleyebiliyor. Oysa organik maddelerin parçalanması doğal döngünün işlemesi açısından zincirin olmazsa olmaz halkalarından birini oluşturuyor.
Zehirli olmayan doğal temizlik maddeleri ise foseptik sistemi, içme suyu ve sağlık konusunda büyük yararlar sağlıyor.
Peki, doğal temizlik maddelerini kullanmak için nereden başlamalı?
İşte size evinizde rahatlıkla uygulayabileceğiniz pratik öneriler…
Temizlikte kullanabileceğiniz doğal ürünler
Çamaşır sodası:
Sodyum karbonat adlı bir mineraldir. Çok az miktarda yakıcı olup katı ve sıvı yağlar, kir ve pek çok petrol ürününün etkin temizleyicisidir. Aynı zamanda su yumuşatıcı ve sabun köpürtücü özellikleri de bulunur. Yakıcı özelliği nedeniyle, uygularken lastik eldiven kullanmak doğru olur. Zararlı kimyasal dumanlara neden olmaz. Klorsüz olanı tercih edin.
Boraks: Su, oksijen, sodyum ve bordan meydana gelen, antiseptik, antifungal, antibiyotik, koku giderici ve dezenfektan özellikleri olan doğal kaynaklı bir mineraldir. Küflenmeyi önler. Boraks yutulursa zehirlidir. (Eczane ve aktarlarda bulunabilir.)
Sirke: Meyve ya da tahılların fermantasyonuyla elde edilen bir sıvıdır. Asitli içeriği mikropları öldürmesini, yağı parçalamasını ve mineral kalıntıları çözmesini sağlar.
Karbonat: Sodyum bikarbonat, hafif aşındırıcı bir temizlik sağlar, beyazlatıcı ve koku giderici özellikleri vardır.
Uçucu bitkisel yağlar: Bitki kokularının özleri birçok parfümün ana maddesidir. Piyasada, özellikle doğal ürün satan dükkanlarda çeşitleri bulunabilir. Bir iki damla turunçgil, elma, çilek, nane vb. yağı ile eklenecek koku ev yapımı temizleyicilere hoş bir özellik kazandırır.
Bitkisel yağ tabanlı sıvı sabunlar (arapsabunu vs.): Bu tür sabunlar hayvan yağı içeren ya da petrol tabanlı sabunlara tercih edilmelidirler.
Tarifleri uygularken, püskürtme amacıyla pompalı spreyler, silmek amacıyla yüzde 100 pamuklu bezler, sıkıştırılmış selüloz süngerler, doğal kıldan yapılmış fırçalar kullanılabilir.
Çok amaçlı temizleyiciler
Bu tür temizleyicilerin birçoğu amonyak ve klor içerir ve birlikte kullanıldıklarında ölümcül amonyumklorür gazını oluştururlar. Amonyak akciğerlerimiz için tehlike oluştururken, klorla karıştırıldığında kansere yol açan bileşikler oluşturabiliyor. Bunun yerine;
İki tatlı kaşığı boraks* ve 1 tatlı kaşığı** bitkisel kaynaklı sıvı sabun veya yeterince arapsabununu, 1 lt. sıcak suya karıştırarak her yüzeyde; yarım bardak çamaşır sodasını bir kova suya katarak alüminyum, fiberglas ve cilalı zeminler hariç tüm yüzeylerde kullanabilirsiniz. Yağ lekelerini çıkarmak için, ilk karışıma bir çorba kaşığı sirke veya limon suyu ilave etmek yeterli olacaktır.


Dip Not:
* Boraks kolay çözünmeyen bir madde olduğu için, ağırlığınca 22 kat su içinde veya ağırlığınca yarısı kadar kaynar suda çözmek gerekir.
** Tüm kaşık ölçülerinde çorba kaşığı baz alınmıştır.



Ovarak temizleyenler
Ovarak temizleme için kullanılan tozların neredeyse tümü, beyazlatıcı ve leke çıkarıcı etkisi olan klorlu çamaşır suyu içerir. Toz halindeki klor suyla karıştığında, göz, burun, boğaz ve ciğerler için tahriş edici olabilen klor gazını oluşturur. Kloru asla amonyakla (tuvalet temizleyicisi ya da kullandığınız diğer temizlik malzemelerinin içinde bulunduğu gibi) karıştırmamalısınız, ortaya çıkacak gazlar öldürücü olabilir! Kullandığınız tozların içinde deterjan ile karışık olarak "hidratlı doğal magnezyum" da bulunabilir ve bunların kanserojen asbest ile kirlenmiş olma olasılığı vardır. Bunlar yerine;
* 1 bardak karbonat ve 2 kaşık boraksı karıştırıp bir serpme kavanozuna koyun. Bu karışım banyodaki her şeyi temizlemek için kullanılabilir. Temizlediğiniz yeri su ile durulayıp yumuşak bir bezle kurulayın.
* Eşit miktarlarda sirke ve su karışımı ile nemlendirilmiş süngere tuz veya karbonat serpip kullanabilirsiniz.
Dezenfektanlar
Dezenfekte edici temizlik maddeleri, solunursa tehlikeli olacak birtakım uçucu kimyasallar içerirler. Deri ve solunum sisteminin iç zarları yoluyla kolayca emilebilen kresol, bu kimyasalların en sık kullanılanlarından biridir. Kresol, karaciğer, böbrek, akciğer, pankreas ve dalakta hasara neden olabildiği gibi, merkezi sinir sistemini etkileyerek depresyon, sinirlilik ve hiperaktiviteye de yol açabilir. Dezenfektanlarda bulunabilecek diğer maddeler ise fenol, etanol, formaldehit, amonyak ve klordur. Bunlar yerine;
* 4 litre sıcak suya yarım bardak boraks karıştırarak dezenfekte etmek istediğiniz yüzeye uygulayın. Bu karışım, Temiz Su Vakfı tarafından Kaliforniya Hastanesi’nde bir yıl süreyle denenmiş ve tüm hijyenik gereklilikler sağlanmış. Bu karışıma, antiseptik özellikleri bulunan kekik, okaliptüs, biberiye, adaçayı (antimantari), lavanta bitkilerinin yapraklarını da katabilirsiniz. Bu bitki yağlarından herhangi birinden ya da teatree oil/hint defnesi yağından (antiseptik, antifungal) 2 tatlı kaşığı alıp 2 bardak suya kattıktan sonra pompalı bir spreyle uygulayabilirsiniz. Bu yolla evinizin hoş kokmasını sağlamış olursunuz. Ayrıca birçok yüzeydeki çatlak ve kuytu yerlere sodyumbikarbonat serpiştirip nemli bir süngerle de silebilirsiniz.
*Banyo yerlerini temizlemek için; 4 litre sıcak suya 1 çorba kaşığı karbonat, 1 tatlı kaşığı boraks, iki kaşık çamaşır sodası, yağ parçalayıcı özelliğinden dolayı yarım bardak sirke ve yeterince arapsabunu ekleyin. İyice karıştırıp yerlere fırçayla uygulayın. Temiz suyla ıslatılmış yumuşak bir bezle durulayın. Bu karışım tuvalet çevresini de kokudan arındırıp dezenfekte ederek temizler. Artanını tuvalete boşaltıp birkaç dakika bekletebilir ve fırçalayıp rezervuarı çekebilirsiniz.
* Mutfak yerlerini temizlemek için; yeterince arapsabunu ile yarım bardak sirkeyi 8 litre ılık suda karıştırın. Sabunu aktif hale getirmek için iyice karıştırın. Muşambalar için sirkeyi kullanmadan yukarıdaki tarifi uygulayabilirsiniz.
Fırın temizleyiciler
Fırın temizleyicilerde çeşitli zehirli maddeler bulunmakla birlikte en büyük tehlikeyi deriyi yakıp geçebilen asit ile gözler ve ciğerler için son derece tahriş edici olan amonyak oluşturur. Sprey tüplerindeki fırın temizleyicileri ise minik asit ve amonyak damlacıklarını kolayca solunabilecek, cilde ve gözlere temas edebilecek formda havaya dağıttıkları için tehlikelidir.
Bunlar yerine;
*1 bardak karbonat ile 4 kaşık çamaşır sodasını karıştırın. Fırının tabanına bolca su serpin, sonra da kiri toz halindeki karışımla kaplayın ve üzerine biraz daha su serpin. Gece boyunca öyle beklesin. Sabah, eski bir sünger ya da plastik sürtme teli ile kir ve yağları ovarak silin. Daha sonra süngere biraz arapsabunu koyup fırının kenarlarını, üstünü ve kapağının içini temizleyin, sabunundan iyice arındırmak için de ıslak bezle silin. Çok kötü lekeler metal sürtme teli kullanmanızı gerektirebilir.
* Mikrodalga fırın için; 1 fincan karbonatı su ile karıştırarak bir macun yapın. Fırının kapağını ve içini sünger üzerine koyduğunuz bu karışımla temizleyin. Sonra da iyice durulayın. (Fırın ılıkken döküntülerin üzerine tuz serpip 2 yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve 1 bardak sıcak su ile bulamaç yapıp, bununla temizliğinizi yapabilirsiniz. Temizlikte metal olmayan sert, kalın kıllı bir fırça da faydalı olabilir.)
Bulaşık deterjanları
Piyasada satılan bulaşık deterjanlarının çoğunda yüksek düzeyde fosfat ve klor bulunur. Yanlışlıkla yutulursa çok önemli sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle bulaşıklarınızın çok iyi durulanması gerekir. Düşük düzeyde klor gazları tehlikesiz kabul edilse de bulaşık yıkama süreci boyunca, küçük miktarlarda dışarı verilen klorun etkisiyle oluşan solunum zorluğu, göz yanması, yorgunluk, baş ağrısı gibi semptomlara yol açabilir. Bunun yanında klor, kanalizasyon sistemine karıştığında organiklerle birleşerek son derece tehlikeli bir kimyasal madde olarak bilinen trihalometanı meydana getirir. Klor aynı zamanda kanalizasyon sistemindeki maddeleri parçalama fonksiyonu olan yararlı bakteri ve mikroorganizmaları da çabucak öldürür. Bulaşıklar için kullanılan deterjanların da ana maddeleri petrol kaynaklı ve bu sebeple bakterilerce ayrıştırılıp doğaya tekrar kazandırılamıyor, genellikle de çeşitli kimyasal katkı maddeleri, sentetik esanslar, kokular ve renklendiriliciler içeriyor.
Bunların yerine bulaşık makinasında eşit miktarlarda boraks ve çamaşır sodası kullanabilirsiniz. Ağır lekeler için soda miktarını artırınız.
* Parlatıcı haznesine biraz beyaz sirke (elma sirkesi) ekleyerek bulaşık makinesinin içini temiz tutabilirsiniz.
Elde bulaşık yıkarken;
* Formulünde klor olmayan fosfor ve fosfatsız sıvı deterjanları kullanın ya da bir kalıp saf sabunu tavaya rendeleyerek üzerini örtecek kadar su ekleyin ve hafif ateşte eriyinceye kadar pişirin. Uygun bir kaba döküp, sıvı deterjanları kullandığınız gibi kullanın.
*Sıvı sabun veya arapsabunlu suya sirke katarak, bulaşıkta kullanabilirsiniz.
* Yanmış tencere/tavalarınızı tuzlu veya içinde patetes kabukları olan suda bir gece beklettikten sonra, kaynatıp temizleyebilirsiniz.
* Yanmış çaydanlıklarınız için, 1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı tuz, yarım bardak sirke ve biraz suyu karıştırıp çaydanlığın içinde kaynatın.
Buzdolabı
* Kokuları çekmesi için hem buzdolabı hem de dondurucu bölümlerinde birer kutu karbonat bulundurun.
* Ayda bir kez buzdolabını durdurup tüm yiyecekleri dışarı çıkarın. 1 fincan karbonat ve yeterince arap sabununu, 4 lt sıcak suda karıştırın. Kutu ve tepsiler dahil tüm yüzeyleri bu karışımla temizleyip yarım bardak sirke karıştırılmış sıcak suyla durulayın.
Çamaşır deterjanları
Çamaşır ürünlerinin çoğu doğal ortamda ayrıştırılıp geri kazanılmayan malzemeler; fenol, amonyak, naftalin ve diğer zararlı kimyasal maddeleri içerirler.
* Mümkünse fosfat içermeyen deterjanları tercih edin veya toz sabun kullanın. Toz sabuna geçmeden önce çamaşırlarınızı bir kez sadece çamaşır sodası ile yıkayın. Bu yolla deterjan kalıntılarının sabun ile reaksiyona girip çamaşırlarınızı sarartma riskini ortadan kaldırmış olursunuz. Çamaşır sodasını sabunla beraber kullanırsanız çamaşırlarınızda hem parlaklık hem de ağartıcılara ödediğiniz paranın daha azını harcayarak beyazlık sağlarsınız.
* Fosfatsız deterjanları, koku gidermek, mikrop öldürmek ve beyazlatmak için 2 kaşık boraks ve 4 kaşık çamaşır sodası ekleyerek kullanabilirsiniz. Çalkalama aşaması için yarım bardak sirke ilave ederek hem renklerin canlı kalmasını, hem de havlularınızın yumuşamasını sağlayabilirsiniz. Yumuşatıcı gözüne yarım bardak sirke koyarak, deterjan kalıntılarını giderip suyu yumuşatmanız mümkün.
* Klorlu ağartıcılara alternatif olarak sıvı hidrojen peroksitten yapılmış beyazlatıcılar ya da toz halinde hidrojen peroksit kullanabilirsiniz.
Tuvalet ve su giderleri
* Yarım bardak karbonat ile yarım bardak sirkeyi tuvalete dökün. Fokurdama yaratan bu kimyasal reaksiyon sonunda tuvaletiniz kokulardan arınmış ve temizlenmiş olacaktır. Yine fırçaladıktan sonra üzerine bir kova kaynar su döküp sifonu çekin.
* 2 kaşık boraks, 1 fincan sirke ve 500 ml sıcak su ile hazırladığınız karışımı, tuvalet çevresi ve diğer yüzeylerdeki mikropları öldürmek için püskürterek kullanabilirsiniz.
Lavabo ve tuvalet açıcıların ana maddesi, cildi eritip geçebilecek özellikte aşındırıcı bir madde olan asittir. Yanlışlıkla yutulursa iç dokuları yakarak özafagus, mide ve bağırsak sistemine zarar verir.
Bunlar yerine;
* Öncelikle lavabo pompası ya da tesisatçı kılavuzu kullanın. Uygunsa lavabonun altını sökerek temizleyin. Mekanik çözümler daima kimyasal çözümlerden üstündür.
* Tıkanmış olan gidere, yarım bardak karbonat ve yarım bardak sirke döküp 15 dakika bekletin. Daha sonra sıcak su dolu bir çaydanlığı gidere boşaltın.
Mobilyalar
Mobilya cilalarının, özellikle de aerosol olanların normal kullanımı sırasında çıkan gazların kazara solunması ya da yutulması ciddi bir tehlike oluşturur. Bu cilaların yapımında pek çok zehirli madde kullanılır. İnsan için kanser yapıcı olduğundan şüphelenilen fenol, cilaların çoğunda bulunur. Fenol deriye temas ederse, şişme, soyulma, yanmaya neden olup kurdeşen ya da sivilceler oluşturabilir. Dahili olarak çok az miktarda bile alınması dolaşım sisteminin çökmesine, çırpınma, soğuk ter, koma ve ölüme neden olur. Mobilya ve yer cilalarında sık sık karşılaşılan diğer kimyasallar ise nitrobenzen (çok zehirli), akrilonitril, amonyak, deterjanlar, yapay kokular, nafta ve damıtılmış petrol ürünleridir.
Bunlar yerine;
* Bir ölçü bitkisel yağa, bir ölçü limonsuyu veya sirke karıştırarak ince bir şerit halinde uygulayıp iyice ovalayabilirsiniz.
* Ahşap yüzeylerdeki su izlerini bir parça diş macunu ile ovalayarak silebilirsiniz. Cilasını yitirmiş yüzeylere yarım litre bitkisel yağa 1 yemek kaşığı limon yağı ilave edip uyguladığınızda parlaklığı yeniden kazanabilirsiniz.
Cam ve ayna temizleyiciler
Cam temizleyicilerin çoğu su, amonyak ve biraz da mavi boya karışımından başka bir şey değildir. Amonyak içeren cam temizleyicileri fazlasıyla tahriş edici gazlar yayar ve kazara göze püskürtülürse zararlı olabilir. Kimi cam temizleyicilerinde, camın üzerinde bir tabaka oluşturan ve camı su-sirke karışımıyla silmek istediğinizde renkli çizgiler oluşmasına neden olan parafin de bulunur. Böyle bir durum oluşmuşsa, kimyasal kullanmadan pencerelerinizi temizleyebilmek için mumlu tabakayı çıkarmak amacıyla alkolle biraz ovmanız gerekecektir.
Bunlar yerine;
* 2 ml bitkisel kaynaklı sıvı sabun veya yeterince arap sabunu, büyükçe bir fincan sirke ve 500 ml sıcak suyu karıştırıp püskürtücülü bir şişeye doldurun. Temizlemek ve cilalamak için yüzde 100 pamuklu bir bez kullanın.
* Camlarınızı önce alkolle sonra da eşit miktarlarda katılmış sirke veya limonsuyu ve su karışımı ile temizleyin. 2 çorba kaşığı çamaşır sodası veya boraks ve 3 bardak su; 2 çorba kaşığı mısır nişastası, yarım bardak sirke ve 4 litre ılık su karışımları da işinizi görecektir. Pencerelerinize yukarıdaki karışımları püskürtüp doğal keten bir havlu, temiz, nemli güderi bez veya kauçuk cam sileceği ile temizleyebilirsiniz. Gazete kağıdı da bu amaçla sıklıkla kullanılmaktadır ancak, nemlendiklerinde kimyasal duman verirler.

Duvarlar
* 2 kaşık mısır nişastası ile yarım bardak sirkeyi 4 litre suda karıştırın. Süngerle uygulayıp yumuşak bir bezle kurulayın.
* 4 litre sıcak suya 2 kaşık boraks karıştırın. Süngerle uygulayıp yumuşak bir bezle kurulayın.

Dolaplar
* Formika dolap ya da tezgah üstlerini temizlemek için 2 ml bitkisel kaynaklı sıvı sabun veya yeterince arap sabunu, büyük bir fincan sirke ve 2 ml zeytinyağını, 125 ml ılık suya katıp karıştırın. Dolaplara püskürtüp süngerle temizliğinizi yapın ve ıslak bezle iyice durulayın.
Halılar ve kilimler
Halı ve döşemelik kumaşların temizliği için hazırlanmış şampuvanların birçoğunun aktif maddesi, genellikle leke çıkarıcı olarak kullanılan bir çözücü olan perkloretilen'dir. Bu madde kanserojen olarak bilinir ve hemen görülebilen etkileri sersemleme, baş dönmesi, uyku hali, mide bulantısı, titreme, iştah ve oryantasyon kaybı olabilir. Uzun dönemli maruz kalma sonucu karaciğer ya da merkezi sinir sistemi zarar görebilir. Halı şampuvanlarında, yine insanlar için kanserojen etkilerinden şüphelenilen naftalin, etanol, amonyak ve deterjanlar bulunabilir. Halı ve kilimler çoğunlukla naylon, lateks, polyester, poliüreten, pvc/vinil klorid, akrelik gibi plastik malzemelerden yapılır. Plastik malzemeler doğal malzemelere göre çok daha fazla toz çeker ve tutar. Doğal malzemelerden oluşan bir duvardan duvara halınız varsa bile büyük olasılıkla zeminde poliüreten kullanılmıştır. Mümkünse sentetik malzemelerden ve duvardan duvara halılardan kaçınılmalıdır.
* Halılarınıza mısır nişastası veya sodyumbikorbonat serpip (ortalama büyüklükte bir odayı kaplayan halı için bardak) 30 dakika bekledikten sonra elektrik süpürgesi ile süpürün.
* Yeteri kadar arapsabununu sıcak suda köpürtüp uygun bir bezle sildikten sonra sirkeli su ile nemlendirdiğiniz bir bezle halının tüylerini yattığı yönde, zorlamadan silin.
Halı lekeleri
Çamur:
Çamurun bulunduğu yeri tuzla ovun, bir saat kadar bekletin ve elektrik süpürgesiyle temizleyin.
Kahve: Sıvı soda ile lekeyi silin, süngerle temizleyin.
Kırmızı şarap: Kurumadan lekeyi tuzla kaplayın, kuruyunca elektrik süpürgesiyle temizleyin.
Meyve suları: Lekeye az miktarda kaynar su dökün ve süngerle silin.
Küf temizleyiciler
Küf temizleyicilerde; deriyle teması ve solunması durumunda zararlı, yutulması durumunda ise ölümcül bile olabilecek fenol, kerosen, pentaklorofenol gibi kimyasallar ve pestisitler (zirai ilaç) bulunur. Bu ürünlerde göz, boğaz, deri ve ciğerler için tahriş edici olan ve insanlarda kanser yapıcı etkilerinden şüphelenilen formaldehit de bulunabilir. Bunlar yerine;
* Yarım çay kaşığı çamaşır sodası, yarım çay kaşığı boraks, 2 ml bitkisel kaynaklı sıvı sabun veya yeterince arapsabunu ve büyükçe bir fincan sirkeyi, yarım litre çok sıcak suda karıştırın. Püskürtücülü bir şişeye koyup duş çevresindeki duvarlar ve duşakabinlerdeki kir, sabun köpüğü lekeleri ve mineral kalıntılarını temizlemek için kullanın. Daha sonra sirkeli su ile durulayıp yumuşak bir bez ile cilalayabilirsiniz.
* Plastik duş perdelerini eldivenle, ılık suda 2 kahve fincanı boraksla yıkayın. Asarak güneşte kurutun.
Koku Gidericiler
Oda deodorantlarının çoğu hiçbir şekilde havadaki kötü kokuları yok etmez. Bazıları rahatsız edici kokuları, hoş kokularla örtmeye çalışır, bazıları da burun yollarını yağlı bir tabakayla kaplayıp koku alma duyumuzu engelleyen bir kimyasal yayar. Oda deodoratlarında bulunan kimyasal maddelerden bazıları naftalin, fenol, kresol, etanol, ksilen ve formaldehit'tir.
Bunlar yerine;
* Püskürtücülü bir şişede 500 ml sıcak su içine, yarım çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı limon suyu ve 2-3 damla arzu ettiğiniz bir bitkisel yağı ekleyerek karıştırın. Havayı tazelemek için ve kötü kokuları gidermek istediğiniz yerlerde havaya püskürterek kullanın.
* Bir kaşık sirke, karbonat, uçucu yağlar, doğal malzemelerden yapılmış tütsüler ya da potpuri (kokulu bitkiler, hoş kokulu kuru çiçek ve baharatlardan hazırlanmış karışımlar) hoş olmayan kokuları emer.
* Birçok bitki havadaki kirliliği emerek etkisiz hale getirir. Ne kadar çok bitki bulunursa etkileri o kadar artar. En etkili bitkiler arasında sarısabır, İngiliz sarmaşığı, incir ağacı, kasımpatı ve kurdele çiçeğini sayabiliriz.
Vücut temizliği
Vücut temizliğinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta toz ve kirle kapanan gözeneklerin açılarak oksijen almasını sağlamaktır. Her gün sabunla yıkanmak vücut yağlarını alıp cildi kurulaştırabilir. Ayrıca çok sık ve fazla sürülen kremler de gözenekleri kapatarak oksijen alımını engeller, bu da cilt sağlığı için sakıncalıdır.
Her gün ılık suyla ve lifli bir bezle hafifçe yapılacak bir temizlik cildin nefes alması için yeterlidir. Ayrıca gerek olduça ponza taşı da topuk ve nasırlar için kullanılabilir. Saç bakımı için daha çok bitkisel özlü doğal şampuvanlar kullanmayı tercih edin. Sık sık şampuvan değiştirmek de saçı yıpratır.
Saç bakımı
* 2 yumurta sarısını sıcak suyla iyice çırpın, saçınıza masaj yaparak yedirin, 10 dakika bekledikten sonra durulayın.
* Alman papatyasını kaynatın, süzün. Yumurta akını çırpıp bununla karıştırın. Saçlarınıza iyice yedirip biraz bekledikten sonra durulayın.
* Saçlarınızın parlaması için bir demet maydanozu 20 dakika kaynatın. Suyunu durulama suyu olarak kullanın. Ayrıca 1 avuç ısırgan otunu 2 bardak suda kaynatıp durulama suyu olarak kullanmanız da saçlarınızda parlaklık sağlayacaktır.

Dip Not:
** Tüm kaşık ölçülerinde çorba kaşığı baz alınmıştır.

Aerosoller
Amonyak, sentetik koku maddeleri ve diğer zehirli maddeleri içeriyor. Artık sera etkisine ve ozon tabakasının tahribine yol açan CFC’ları içermiyor olsalar da, yeni nesil itici gazlar üretime yeniden kazandırılamayan kapları ile insan ve çevre sağlığını tehdit etmeyi sürdürüyor. Laboratuvar çalışmaları yeni nesil itici gazların içerdikleri bütan, izobütan ve propan gazları sebebiyle kalp, merkezi sinir sistemi ve akciğerler için zararlı olduklarını gösteriyor. Kötü kokuları maskelemek için aerosollerde kullanılan maddeler burundaki geçitleri kaplayarak ve sinirleri işlevsiz kılarak koku hissini zayıflatıyor. En iyisi mümkün olduğunca aerosol kullanmamak ve önerdiğimiz karışımları pompalı spreylerle kullanmak.
Deterjanlar ve fosfat
Çamaşır ve bulaşık deterjanlarının performansını artırmak ve suya yumuşaklık vermek için kullanılan fosfatın, çevre üzerindeki etkileri başta ABD olmak üzere, gelişmiş ülkelerin en önemli çevre sorunlarından biri haline gelmiştir. Örneğin; Avusturalya’da atıksu sistemlerine aktarılan fosforun yüzde 30’u, fosfatın da yüzde 20’si deterjan kaynaklıdır.
Fosfat, ırmakları, gölleri ve fazla akıntı olmayan körfezleri istila eden zehirli mavi-yeşil alglerin (yosunların) ana nedenidir. Deniz, akarsu ve göllerde en belirgin kirlenme çeşitlerinden biri, aşırı üretim anlamına gelen ötrofikasyondur. Suyun yeşil ve bulanık bir renge dönüşmesine, kıyılarda fosfatla beslenen yosunların (alglerin) birikmesine yol açar. Aşırı fosfat ile birlikte insan tarafından sulak alanlar ve denizlere yüklenen diğer bitki besin maddeleri, bu yosunların çok büyük miktarda üremesine, hızlı büyümesine sebep olur. Bu yosunların dibe çöküp ayrışması sonucu, dip suların oksijeni tükenir ve hidrosülfit gazı (çürük yumurta kokusu) ortaya çıkar. Bu, suda yaşayan canlı hayatın sonunu hazırlar. İzmir Körfezi, Köyceğiz Gölü fosfat kaynaklı kirlenmenin ve ötrofikasyonun iki örneğini oluşturuyor.
Deterjanlardaki fosfor oranı 3 ile çarpıldığında fosfat oranına ulaşılır. Örneğin; yüzde 8 fosfor, yüzde 24 fosfata eşdeğerdir.

KAĞIT TEMİZLİK ÜRÜNLERİ
Kağıttan temizlik ürünleri bir anda nasıl da, pamuktan havlularımızın, bezlerimizin yerini aldı. Sorgusuz, sualsiz kabullendik tuvalet kağıtlarını, peçeteleri, havluları…
Kağıt endüstrisinin "al, at" diyerek verdiği pasla, kendi kalemize bir güzel "gol" atıyoruz. Kolay, hazır, yıkama derdi yok, temiz görünümlü, alıyorsun bir sefer kullanıp atıyorsun. Oysa kendimizi, geleceğimizi atıyoruz çöpe.
Bir kağıt havlu ne kadar kötü olabilir ki?
Yeterince kötü, açıkça söylemek gerekirse ölümcül olabilir. Kağıt havlularla ilgili problem en başta dioksinin varlığından kaynaklanıyor. 75 üyeden oluşan kimyasal ailesine "dioksin" adı veriliyor. (Bunlardan biri Vietnam Savaşı’nda ABD tarafından bir silah olarak kullanılmıştı.) Dioksinler, kağıt sanayinde, klorla ağartma işlemi sırasında oluşuyor ve araştırmalar evlerimizde kullandığımız ürünlerde dioksinin izlerine dikkat çekiyor.
Araştırmacılar zehirli kimyasallar sıralamasında başı çeken dioksinlerin, östrojen gibi "doğal steroid" hormonlarını taklit ederek birçok biyokimyasal reaksiyonu başlattığından söz ediyor. En ufak miktarları bile, akne ve eklem ağrılarından uykusuzluğa, kansere, doğum bozuklukları ve bağışıklık sistemi zayıflığına kadar çeşitli rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Dahası dioksinler ve kuzeni "furans" yağda çözünür olduğundan bedenimizdeki yağ hücrelerinde birikme eğilimi gösteriyor. Dioksinlere anne sütünde dahi sıklıkla rastlanıyor. Bebekler yetişkinlere göre 200 kat fazla dioksine maruz kalabiliyor.
Satın aldığımız tuvalet kağıtları, kağıt mendiller, süt veya meyva suyu kartonları, tamponlar, kahve filtreleri, tek kullanımlık çocuk bezleri, peçeteler, kağıt tabakalar vs. eğer klorlu ağartma işleminden geçiyorlarsa düşük dozlarda dioksin içeriyor. Dioksinler bu ürünlerin herhangi birinden yiyeceklere ve vücudumuzun duyarlı kısımlarına geçebiliyor.
Bu bileşiklerin en ufak miktarının bile laboratuvar hayvanlarında kansere sebep olduğu belirtiliyor. ABD Çevre Koruma Bürosu dioksinleri "olası insan kanserojeni" sınıfına alıyor.
Kullandığımız bu ürünler çöplüklerde yakıldığında dioksinler, hava yolu, sanayinin kirlettiği su kaynakları, bu su kaynaklarıyla sulanan tarım ürünleri ve su ürünleri yoluyla da bize ulaşabiliyor. Bu arada kağıt hamuru ve kağıt fabrikalarının atıksularının içerdiği tek zehirli madde dioksin değil. Ontario Çevre Bakanlığı’nın 1986 yılında yaptığı araştırmada alüminyum ve çinko dahil dikkat edilmesi gereken 41 madde (benzen, kadmiyum, kurşun, civa PCB’ler, tölüen vs.) tespit edilmiş.
Dioksinlerden korunma
İyi haber; dioksinlerden, ağartılmamış veya klor içermeyen kağıt ürünleri kullanarak kurtulabilirsiniz. Kötü haber ise; düşük talepten dolayı bunların piyasada bulunmalarının zor oluşu.
Diğer bir çözüm ise geridönüşümlü kağıt kullanmak. Geri dönüşümlü kağıtlarda diğer ürünlere göre daha az ağartma yapılıyor. Düşük sıcaklıklarda çalışılıyor olması da geri dönüşümlü kağıtta dioksin oluşumunu azaltıyor.
Avrupa’da birçok kağıt fabrikasında, ağartma işlemlerinde klor yerine "oksijen", "peroksit" ve "sodyumhidroksit" kullanılıyor. Fakat teknoloji değişiminin maliyeti kağıt sanayini bu alternatiflerden uzak tutuyor.
Hiç şüphe yok ki, bu problemin cevabı çevreci tüketicilerin yapacakları alışveriş tercihlerinde ve örgütlü tüketici baskısında, hatta kağıt havlu gibi ürünleri hiç almamakta. Bizler bu ürünleri tüketmeyi sürdürdükçe, firmalar ekonomik açıdan başarılı kağıt üretimlerini değiştirmeye girişmeyecekler.

Yorum (0) / Oku>>>

08 Ağustos 2009 Cumartesi /

Temizlik Malzemeleri Lösemiyi Tetikliyor


Geçenlerde gazetede gördüğüm küçük bir yazıyı sizinle paylaşmak istedim.Temizlik malzemelerinin, deterjanların doğaya ve insan sağlığına verdiği zararları hakkında bir kaç yazı yazmıştım ama yine de bu haberi yazmamazlık yapamadım.Haber aynen şöyle;


"Amerikalı bilim adamları 3 ve 7 yaşlarındaki çocuklarda görülen Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) hastalığı ile evlerde temizlik için kullanılan kimyasal ürünler arasında bağlantı olabileceğini açıkladı.Bilimadamları ALL hastası 41 çocuk ve annesinin idrar örneklerini inceledi.Araştırma sonucunda hasta çocuklarla annelerinde, evlerde kullanılan temizlik malzemelerinde bulunan toksin maddelerin yüksek seviyede olduğu görüldü.

Bazı sağlıklı deneklerin tahlillerinde de rastlanılan bu maddelerin, ALL hastalarında daha yüksek miktarda bulunduğu vurgulandı."


Ne diyeyim, global ekonomik krizden, global ekolojik krizi göremez olduk.

Yorum (4) / Oku>>>

18 Temmuz 2009 Cumartesi /

"HOME"(Yuva),Kaçıranlar İçin Bir Kez Daha


Daha önce NTV'de yayınlanan, ancak tanıtımlarının az olması nedeniyle pek çok kişinin kaçırdığı "HOME" -Yuva- bir kez daha,ancak bu sefer CNBC-E'de yayınlanıyor.
Önümüzde ki perşembe günü(23-7-2009) saat 22:00 da CNBC-E'de DVD kuşağında yayınlanacak olan bu müthiş belgeseli kaçırmamanızı öneririm.

Yorum (1) / Oku>>>

16 Temmuz 2009 Perşembe /

444 28 45 Alo Atık Hattı


Nisan ayında bir yazı yazmıştım "Yağları Lavaboya Dökmeyin,Sular Temiz Kalsın" başlığını taşıyordu.Orada da bahsetmiştim, 1 litre atık yağın 1 milyon litre suyu kirlettiğini.Bugün aynı konuya yeniden değinmek istiyorum.Yaz aylarıyla birlikte sofralarda sıkça kızartmalara rastlanır oldu.Bu kızartmaların yapıldığı yağı ne yapıyorsunuz peki?Sağlık Bakanlığı uyardı, ikinci kez kullanılan yağların kansorejen olduğunu.Kullandığımız yağı,bir daha kullanmak zararlıysa ,peki dökmek mi gerek?Dökersek de çevreyi kirletip, yine dolaylı ve dolaysız yoldan sağlığımızı tehlileye atmıyor muyuz?

İşte şimdilik büyük illerde ücretsiz olarak aranabilen ve kapınıza kadar gelerek biriktirdiğiniz (en az 5 litre) atık yağlarınızı sizden alarak hem çevreyi ,hemde sağlığınızı korumanıza yardımcı olan bir kuruluş var.

444 28 45 Alo Atık Hattı. Arayın,gelen ekibe atık yağları teslim edin, hem çevreye hem de geleceğe sahip çıkın.

Konu ile ilgili NTV Yeşil ekranda oldukça çarpıcı bir yayın yapıldı.20 dakikalık bu videoyu izlemenizi öneririm(Önce 22 saniyelik bir reklam var.Reklamdan sonra konuya ilişkin video başlıyor).Lütfen şimdi 20 dakikanızı ayırın, sonra da harekete geçin.İlk eyleminizde atık yağlarınızı lavaboya dökmemek, biriktirmek olsun.

Yorum (0) / Oku>>>

08 Haziran 2009 Pazartesi /

Narin Dünyamız Korunmayı Hakediyor


Greenpeace'in hazırladığı "İlham Veren Eylemler" videolar serisinden birini bloguma ekledim.Sağ tarafta, " Narin Dünyamız İçin Biraz Hareket" başlığının altında.İzlemeden geçmeyin derim.Bazı sahnelere dayanabilirseniz Full screen (tam ekran) olarak izlemenizi öneririm.
Sizce de Narin Dünyamız Korunmayı Haketmiyor mu?
Öyleyse biraz hareket lütfen...

Yorum (2) / Oku>>>

06 Haziran 2009 Cumartesi /

Karamsar Olmak İçin Çok Geç


5 Haziran Dünya Çevre günü.
Bu yazıyı kafamda tasarladığımda, gelişecek gündemden haberim yoktu.Geç kalmışlığım bu yüzden.
Söylenecek sözlerden çok, sizlere , 90 ülkeyle aynı günde NTV'de yayınlanan "HOME" - Yuva belgeselini duyuramamak üzdü beni.
İzleyenler ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır.Bu belgeselden sonra, fazla söze gerek yok zaten.
Eminim NTV.de bir kez daha yayınlanır.Kaçırmamanızı öneririm. "Yuva" belgeselinin kamera arkası çekim videolarına ve belgeselle ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum (2) / Oku>>>

19 Mayıs 2009 Salı /

Dünyayı Kurtaracak Bir Projen mi Var?


Yenilenebilir enerji, yerel bitki türleri, bioenerji, enerji tasarrufu, küresel ısınma, iklim değişikliği, kısacası dünyamızı kurtaracak bir projem var diyorsanız eğer, "Küresel Çevre Fonu, Küçük Destek Programı'ndan" size bir çağrı var.

Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı "İklim değişikliği projelerinizi bekliyoruz!!!"... diyor.

Ayrıntılı bilgi burada. İncelemek için projeniz olması gerekmiyor.

Yorum (0) / Oku>>>

18 Mayıs 2009 Pazartesi /

Türkan Saylan 1935 - ......



"...bana düşen tüm görevleri yerine getirdim, ölüme hazırım."




16-05-2009 Cumartesi , Türkan Saylan




Yorum (1) / Oku>>>

13 Mayıs 2009 Çarşamba /

Tema'nın Görüntüsü İçin Özür Dilerim

13 Mayıs Çarşamba günü itibari ile Blogger'daki "Planlanmış hizmet dışı kalma" durumundan dolayı, blogumda kullandığım tema, Mozilla FireFox tarayıcısı dışında kalan tüm tarayıcılarda bozuk görüntülenmektedir.
Bu durumun Blogger'da yapılan yeni ayarlamalar sonucunda kalıcı olmamasını diliyorum.Yoksa bu çok beğenerek kullandığım temadan vaz geçmek zorunda kalmam anlamı gelir.
Eğer bilgisayarınızda Mozilla FireFox tarayıcısı yüklü ise, lütfen şimdilik blogumu bu tarayıcıdan izleyin.

Yorum (2) / Oku>>>

12 Mayıs 2009 Salı /

Muhteşem..." Stand by Me "


Bu video'yu sevgili Mine'nin blogunda gördüm.Tek kelimeyle muhteşem.Mine'nin blogundan da izleyebilirsiniz ama ben yine de buraya koyacağım.


Mine, yorumlarında yaptığı açıklamada, videonun altında şu açıklamaların yazdığını söylüyor.

"Müziğe gerçekten gönül verenlerin izlemesi gereken bir olay!
Düşünün!... bir Deejay dünyanın çeşitleri bölgelerinde sokak çalgıcılarına (müzisyenlerine) bir parçayı aynı tonlarda çaldırıyor ve kayıt ediyor. Daha sonra tüm bu kayıtları hem görsel hemde işitsel olarak mixliyor. Ve bakın ortaya nasıl bir sonuç çıkıyor :-) İzleyin ve izlettirin. Gerçek bir prodüktörlük ve yaratıcılık örneği nasıl oluyor anlayacaksınız"


Evet bu muhteşem videoyu, en doğru bu cümleler açıklıyor.

Yorum (0) / Oku>>>

08 Mayıs 2009 Cuma /

Ankaralı'lara Güneşköy'ün Çağrısı


"Ailenizi doğal ürünlerle sağlıklı beslemek ister misiniz? Doğaya daha az zarar vermek ister misiniz? Doğal koşullarda yetiştirilen sebzeleri çiftçiden doğrudan almak ister misiniz? Ürünün yetiştiği bahçeyi ziyaret edip çalışmalara katılmak ister misiniz? Ürünlerin haftada bir belirttiğiniz adrese teslim edilmesini ister misiniz?
Evet diyorsanız sizi ‘ Bahçemiz 2009’ projesinin bir parçası olmaya davet ediyoruz!
Bu proje kapsamında, Kırıkkale Hisarköy'deki 75 dönümlük arazimizin 10 dönümlük kısmında ve 108 m2 genişliğinde seramızda, tamamen ekolojik yöntemlerle sebze üretip, Bahçemiz projesine katılacak yaklaşık 100 aileye -size- her hafta dağıtmayı planlıyoruz.
"
Böyle diyor Güneşköy.Ve Ankaralı'lara bir mektup gönderiyor.Mektubu okumak isterseniz ; tamamı burada.
Güneşköy Ankara'da bir çalışma.Doğaya daha az zarar vererek yaşamak, doğal gıdalarla beslenmek, doğayı korumak isteyenlerin bir araya geldiği bir çalışma.Ayrıntılı bilgi almak için Güneşköy sitesine bir göz atın isterseniz.

Yorum (5) / Oku>>>

01 Mayıs 2009 Cuma /

1 Mayıs


Tüm Dünya İşçilerinin , Emekçilerinin Bayramı Kutlu Olsun...

Yorum (0) / Oku>>>

29 Nisan 2009 Çarşamba /

Cep Telefonunuz Nerede Üretildi


Günlük yaşamımızın vazgeçilmezi haline gelen cep telefonlarımızın nerede üretildiğini ve ne kadar kaliteli olup olmadığını bilmek isterseniz yapacağınız şey çok basit.Peki bu bilgi ne işimize yarar derseniz.En azından hiç de azımsanmayacak bir bedel ödediğimiz telefonun kalitesini ve sağlığımıza vereceği zararın ne boyutta olacağını öğrenmiş oluruz.

Cep telefonun hangi fabrikada üretildiğini öğrenmek istiyorsanız bu kodu *#06# (yıldız , kare , sıfır , altı , kare ) kodlayın.

Telefonunuzun ekranında 15 rakam gözükecek. Yedinci ve sekizinci rakamlara bakın.Ama biraz hızlı davranmak zorundasınız.Çünkü görünen rakamlar kısa sürede ekrandan kalkıyor .


Phone serial no. xxxxxx??xxxxxxx :


  • Eğer yedinci ve sekizinci rakamlar 02 veya 20 ise demek senin cep telefonun Birleşik Arap Emirliği'nde bir fabrikada üretildi (çok kötü )

  • Eğer yedinci ve sekizinci rakamlar 08 veya 80 ise demek senin cep telefonun Almanya'da bir fabrikada üretildi (iyi )

  • Eğer yedinci ve sekizinci rakamlar 01 veya 10 ise demek senin cep telefonun Finlandiya'da bir fabrikada üretildi (çok iyi )

  • Şayet yedici ve sekizinci rakamlar 00 ise demek senin cep telefonun Orjinal fabrikasında üretildi (tercih edilen )

  • Eğer yedinci ve sekizinci rakamlar 13 ise demek senin cep telefonun Azerbaycan 'da bir fabrikada üretildi (aşırı kötü ve ayrıca sağlığına zararlı)

Cep telefonlarının zararlarını , özellikle uzun süreli kullanımlarda bedenimize verdiği hasarı biliyoruz.Bunun yanı sıra kullandığımız cihazında ne kadar iyi üretilip üretilmediğini öğrenmekte fayda var.En azından yeni alacağımız telefonlarda bu konuya dikkat edebiliriz.

Yorum (5) / Oku>>>

22 Nisan 2009 Çarşamba /

Adli Tıp Skandalı Gölgesinde 23 Nisan


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.Ulusal egemenliği bir tarafa koyuyorum.Benim canımı yakan cinsel tacize uğrayan çocuklar.Tacizin her türlüsünü şiddetle reddediyorum , kime yapılmış olursa olsun...Ama işin içine çocuk girdiği vakit daha bir acıtıyor. O masum , tertemiz varlıkların hoyrat ellerin , gözlerin önünde olmasına dayanamıyorum. Birde yaşadıkları yetmezmiş gibi bu çocukların Adli Tıp Kurumunda ki muayenelerinin 50 - 60 kişinin gözünün önünde yapılması , en az 10 kez jinekolojik muayeneden geçmesi , tacizin nasıl yapıldığının en ayrıntılı bir şekilde anlattırılması...kısaca taciz kuyruğundan başka bir şey değil, tüm bunlar.Bitti mi? Hayır ! Bütün bu sürecin sonunda çıkan raporlar ise " Ruh sağlığı bozulmamıştır" oluyor.Yahu, bu sürecin sonucunda yetişkin birinin bile ruh sağlığının bozulmaması mümkün değilken , nasıl oluyorda bu küçücük çocuklarınki bozulmuyor , anlaya bilmiş değilim.Az önce NTV'de yayınlanan "Canlı gaste" programında , Adli Tıp Kurumundan istifa eden Doç.Dr.Ayten Erdoğan ,çalıştığı 4 ay içerisinde 1000 çocuk tacizi vakasının geldiğini söyledi. İnsanlığımdan utandım.Bu tacizleri gerçekleştirenlerle aynı -insan - sıfatını taşıdığıma utanıyorum.Ruh sağlığı bozulmamıştır raporlarının verildiği bir kurumun üyeleriyle aynı ülkede olmaktan utanıyorum.70 yaşındakileri kurtarmak için 14 yaşındaki bir çocuğun örselenmesine göz yumulmasından utanıyorum.

Dünyada çocuklara bayram armağan eden ilk ve tek ülkenin çocuklarının yaşadıkları bunlar.
Bu yıl 23 Nisan bu skandalların gölgesinde kutlanacak...Ve yine bir sürü güzel ve umutlu sözler söylenecek , çocuklara ve geleceğe dair. Peki ya örselediğimiz, daha da örseleyeceğimiz çocuklar ... onlar için söyleyecek bir sözümüz var mı?

Yorum (4) / Oku>>>

/

22 Nisan Dünya Günü

22 Nisan "Dünya Günü" kutlanıyor. İlk kez 22 Nisan 1970 yılında kutlanmaya başlandı. Dünya Günü çevre kirliliğine dikkat çekmek için barış eylemcisi John McConnell 'in önerisiyle 39 yıldır , sembolik olarak dünyanın yaş günü olarak kutlanmaktadır.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) Dünya Günü dolayısıyla , Uluslararası Uzay İstasyonuna yerleştirilen kameralardan alınan yüksek çözünürlükteki görüntülerini yayınlayacak.
Bu yayınları ; 22 Nisan Çarşamba günü Türkiye saatiyle 13:00 - 16:00 , 19:00 - 21:00 ve 23:00 - 02:00 saatlerinde NASA'nin televizyonundan veya internet sitesinden izleyebilirsiniz.


John McConnell

Yorum (0) / Oku>>>

15 Nisan 2009 Çarşamba /

Yağları Lavaboya Dökmeyin , Sular Temiz Kalsın

Biliyor musunuz, bir litre atık yağ bir milyon litre içme suyunu kirletiyor. Yapılan araştırmaya göre Türkiye'de en az 350 bin ton atık yağ toplanması gerekiyor. Ancak ortaya çıkan sonuca göre sadece 2500 ton toplanabiliyor. Oysa biliyoruz ki , atık yağlardan biyodizel veya elektrik üreterek gelir sağlamak mümkünken , bizde atık yağlar lavabodan dökülüyor. Lavaboya dökülen yağlar sonucunda da milyonlarca litre su kirleniyor...
Bu konuya dikkat çekmek için WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve Ezici Biodizel , bir basın toplantısı düzenlediler.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak, "Bir litre bitkisel atık yağ bir milyon litre içme suyunu kirletmektedir. Bireyleri atık bitkisel yağlarını biriktirmeye ve çevre için harekete geçmeye davet ediyoruz. Diğer yandan atık kızartma yağlarını biriktiren tüketiciler, arzu ederlerse aldıkları her atık yağ toplama bidonuyla, değişim yaratmak için çalışan WWF-Türkiye’ye destek olabilir. Apartmanlarınız, siteleriniz ve restoranlarınız için alacağınız 30 ya da 60 litrelik depozitolu bidonlar ve bunlarda biriktireceğiniz bitkisel atık yağlar için 444 28 45 Alo Atık Hattı’nı arayabilirsiniz.” dedi.

Ezici Biodizel Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ezici ise “Bir litre bitkisel atık yağ bir milyon litre içme suyunu kirletmekte ve kullanılmış bitkisel yağlar evsel atık kaynaklı su kirliliğinin %25’ini oluşturmaktadır. Su yüzeyini kaplayan ve havadan suya oksijen transferini önleyen bitkisel atık yağlar; denizlere, akarsulara ve göllere ulaşarak canlı türlerine zarar vermektedir. Bu kirlenmenin 20 yıl içerisinde deniz, akarsu ve göllerde devam eden yaşama büyük zararlar vereceği öngörülmektedir. Bu sorunlar kapsamında biz de üstümüze düşen görevi yapmaya hazırız. WWF-Türkiye’ye bu çalışmalara katılarak verdiği destek için teşekkür ederim.” dedi.

Bir ara, gıda sektöründe yer almıştım.Atık yağları biriktirip, sabun fabrikasına gönderiyorduk.En azından bir kez daha dönüşüme girsin diye.Evsel atıklar için genelde yerel yönetimlere iş düşüyor. Yerel yönetimleri harekete geçirmek işi ise bize.

Şimdi küçük bir adım atın. Ya belediye başkanınız , ya mahalle muhtarınız yada 444 28 45 Alo Atık Hattı ile bağlantı kurun , suların temiz kalmasına katkıda bulunun.

Yorum (1) / Oku>>>

Blog Directory Personal Blogs - Blog Catalog Blog Directory Blogarama - The Blog Directory Add to Technorati Favorites Submit Your Site To The Web\ Join My Community at MyBloglog!